Ben atlamaya giderken, housekeeping diş plağımı çöpe göndermiş
Milli Sporcu Fatih Arda İpcioğlu:
Erzurum (Dentalhaber) Fatih Arda İpçioğlu, modern kayakla atlama sporunun ülkemizde ilk temsilcilerinden bir isim. Kazandığı uluslararası başarıyla adını Türk spor tarihine yazdıran milli sporcu "Uçan Türk" lakabı ile de tanınıyor. İpcioğluTüm imkansızlıklara rağmen Türk bayrağını uluslararası yarışmalarda dalgalandırabilmek için çaba sarf ediyor. İmkansızlıklar diyoruz çünkü ülkemizde bu sporun 15 yıllık bir geçmişi var. Buna rağmen İpçioğlu'nun bu spor dalında fark edilmesi gereken çok önemli başarısı söz konusu. Kayakla atlamada dünya rekoru 254.5 metre. Genç sporcu İpçioğlu ise rampadan şu ana kadar 209.5 metre uzaklaşabilmiş. Normalde başka ülkelerin sporcuları 200’den fazla deneme sonrası 200 metreyi aşabiliyorken, İpçioğlu 200 metrelik rekorunu üçüncü yarışmasında yakalayıvermiş. Kalkıştan itibaren hızın 102-105 kilometreye, havada ise 115-120 kilometreye çıktığı bu heyecanlı sporun ülkemizdeki en büyük handikapı ise antreman için atlama rampasının bulunmaması. Daha doğrusu Erzurum'da bulunan rampanın yaklaşık 4 yıldır tadilatta olması. Böyle olunca da İpçioğlu ve arkadaşları antreman için Slovenya'ya taşınıp duruyor. Yarışmaları da eklersek İpçioğlu ve arkadaşları sık sık seyahat ediyor. İpçioğlu, bu zorlu sporun yoğun programı içerisine bir ortodonti tedavisi eklemiş. Muayeneler, şeffaf plak temizliği, düzenli takma zorunluluğu gibi bir çok etkene rağmen İpçioğlu, 15-16 yaşlarında ortodonti tedavisini başarı ile tamamlamış. 6 Şubat'ta başlayacak İtalya Milano’da başlayacak 2026 Kış Olimpiyat Oyunları öncesinde milli sporcumuz hem yaptığı spor hem de geçirdiği ortodonti tedavisi hakkında düşüncelerini DENTAL HABER okuyucuları ile paylaştı.
-Yaptığın spora ait detayları senden dinlemeye başlamadan önce dental dünyaya ait birkaç soru ile başlamak istiyorum. Bir sporcu olarak ağız ve diş sağlığına dikkat eder misin?
-Tabii elimden geldiği kadar. Özellikle diş beyazlatmaya... Eskiden küçük yaşlarda ortodonti tedavisi de gördüm zaten
-Burada duralım biraz, nasıl bir ortodonti tedavisiydi.
-Şeffaf plaklar taktım.
-Şu anda kaç yaşındasın?
-28
-Ortodonti tedavisi kaç yaşlarında iken oldun?
-Ben 1997’liyim. 2013 yılında yani 15-16 yaşlarımdaydım sanırım.

-Yoğun spor programı arasında bu tedavi zor geldi mi?
-Plaklı yaşam zorlayıcı gelmişti. Mesela bir keresinde Amerika'da bir FIS (Uluslararası Kayak Federasyonu - Fédération internationale de ski) yarışmasında iken plaklarımı kaybettim. Bayağı sıkıntılı olmuştu o günler... Biliyorsunuz plak, ortodontide çok önemli bir evre...
-Nasıl kaybettin?
-Dediğim gibi ABD'de bir yarışmadaydım. Yarışma anında ve antremanda takmıyordum. Akşam yatarken falan takıyordum. O gün kaldığım otelden çıkardan plaklarımı peçeteye sarmış masanın üstüne bırakmıştım. Ben çıktıktan sonra otelin housekeeping'i de peçeteyi çöp zannedip onu çöpe atmış.
-Plaklı yaşam bir sporcu için kolay değil.
-Tabii ki. Yani sürekli seyahat edip hareket halinde olduğunuz için kaybetme gibi durumları olabiliyor. Bizim gibi sporcular için kaybetmek unutmak çok normal şey...
-Bir sporcu olarak sağlığına nasıl dikkat ediyorsun? Nelere dikkat ediyorsun, nasıl yaşıyorsun?
-Bu sporda bizim belli bir kilolarda olmamız lazım. Bizim yaptığımız spor özellikle kilo açısından çok önemli bu spor. Bu spora ilk başlayacak çocuklara da ailelerine de bizim ilk söylediğimiz aday sporcunun zayıf olması gerektiği oluyor. Ben 17 yıldır yapıyorum ve artık bir otomatiğe oturmuş bir sistemim olduğu için artık çok da dikkat etmiyorum. Tabii başlangıçta özellikle 17-18 yaşlarında dikkat ediyordum o minimum kiloyu tutmak için....
-Alışkanlık haline mi geldi biraz?
-Zaten vücut da anlıyor hangi dönemde hangi kiloda olacağını. Ben ayrıca birazda şanslıyım.

-Neden?
-Yemek yerim ama kolay kilo almam. Arkadaşlarımızla birlikte yemek yerdik. Ben uyur uyanırdım kilo vermiş olurdum. Ancak arkadaşlarım üç kilo almış olurlardı. O konuda biraz şanslıydım ama dediğim gibi zaten bu işi bu kadar profesyonel yaptıktan sonra vücut otomatik bir standart oluşturuyor.
-Şimdi yaptığın spora ve yaklaşan olimpiyat oyunlarına dönelim. Olimpiyatlar 6 Şubat'ta açılış töreni ile başlayacak. Sizin müsabakalar ne zaman başlıyor?
-Bizim yarışmalarımızın biri 9 Şubat'ta diğeri 14 Şubat'ta bir diğeri ise 16 Şubat'ta
-Yani üç yarışmada yer alacaksınız. Kayakla atlama merakla izleniyor ama ülkemizde çok yakından takip edilen bir spor dalı değil. Sizi daha iyi tanımak için soruyorum. Bugüne kadar kaç metre uzağa atlayabildiniz?
-Bu sporda dünya rekoru 254,5 metre ile bir Sloven sporcuya ait. Türkiye rekoru ise 212 metre ile Ali Bedir'e ait. Ben ise 209,5 metre atladım.
-Siz Erzurumlusunuz. Ali Bedir nereli?
- O da Erzurumlu fakat Bursa'da yaşıyor.
-Antremanları Erzurum'da mı yapıyorsunuz?
-Genelde antrenmanlarımızı hep yurt dışında yapıyoruz. Çünkü sadece Erzurum'da olan kayakla atlama tesisleri tadilatta. Çok uzun süredir biz Erzurum'u yüzde 100 verimle kullanamıyoruz. Tadilat seneye bitecek. Bu yüzden de genelde yurt dışında antreman yapıyoruz.
-Nereye gidiyorsunuz antrenmana?
-Genelde Slovenya'ya gidiyoruz.

-Neden Slovenya...
-Çünkü şu an ki antrenörümüz Sloven. Genelde oraya gidiyoruz. Hem de getir götür yapmamak için malzememizi onun evine bırakıyoruz.
-Fatih Arda'yı tanımak istiyoruz?
-Biz Erzurum’un yerlisiyiz. Babamın halı dükkanı var, baba mesleği halıcılık. Fakat babam küçüklüğünden beri hobi olarak kayak kayar Palandöken’de. Biz çocukluğumuzda babamla kayağa giderdik. Küçük kayaklarla kızakla bu spora alıştık. Babam kayak yaparken onu beklerdik. Bu şekilde maceramız başladı. Daha sonra 2009'da ÜNİVERSİAD Oyunları vesilesiyle yeni bir branş açılacağını duyduk. Ve böylece de normal alp disiplininden kayakla atlamaya geçtim.
-Türkiye’de kayakla atlamada yarışan sporcular genelde Erzurumlu herhalde. Tek atlama tesisi orada çünkü. Yani zaten bu branşta kaç sporcu var onu da bilmiyorum...
-Şu anda olimpiyat ve Dünya kupasında seviyesinde iki sporcuyuz. İkimiz de Erzurumluyuz. Dediğiniz gibi zaten tesisler Erzurum’da
-Ancak uzun süredir kullanılmıyor bu kayakla atlama tesisleri...
-Evet, uzun süredir kullanamıyoruz bu tesisleri. 2021-2022 yılına kadar da yüzde 100 verimle kullanıyorduk. Bu spor yüzme veya bisiklet sürme gibi bir defa öğrenip işte daha sonra hiç unutmayacağınız bir spor değil. Yani sürekli rampada olmanız lazım, sürekli atlayış yapıyor olmanız lazım. Yani devamlı antremanlı olmanız gerekiyor.
-Dünya rekoru olan metreye biz niye ulaşamıyoruz. Bunda altyapı eksikleri mi rol oynuyor?
-Dünya rekoruna sahip olan sporcunun ülkesi olan Slovenya'da bu iş bambaşka boyutlarda. Onların bu sporda 100 yılı aşkın bir geçmişleri var.Biz de güreş sporu nasıl kökenli sporsa orada da kayakla atlama öyle. Yani birçok Avrupa ülkesinde de öyle. Bizim modern kayakla atlama geçmişimiz 15 veya bilemediniz 17 yıl. Ancak biz buna rağmen 15 yıl içinde şu önümüzdeki Olimpiyatlarla beraber 4 kota kazanmış olacağız Olimpiyatlara. Ben 9. yılımda ilk olimpiyatıma gittim. Yani kayakla atlama öyle 9-10 yılda hemen olimpiyata gidilecek bir spor değil. Biz bu işe çok ciddi ele alıp çok büyük emekler sarf ettiğimiz için bu ileri noktaya geldik. Çünkü 100 yıllık bir tarihle savaşıyoruz. Mesela Norveç gibi ülkelerde 180 yılı buluyor bu sporun geçmişi.
Bu sporda çok fazla geçmişimiz çok önemli başarılarımız olmadığı için de biraz da deneme yanılma yoluyla ilerledik. Önümüzde bize yol gösterecek sporcularımız, başarı örnekleri yoktu.
-Aslında eski Erzurum resimlerinde böyle kayakla atlamaya dair, ÜNİVERSİAD öncesine ait hatıralar var...
-Evet evet. Kiremitlik Tepe'den söz ediyorsunuz. Eskiden böyle bir çalışma yapılmış Erzurum'da. Ancak normal kayak sporcuları o rampadan atlayışlar gerçekleştirmiş. Türkiye'de biraz da hobi olarak bakılmış bu spora. Ama o zamanlarda kayakla atlama bir olimpiyat sporu olduğunu unutmamalıyız. Biz de ise hobi.
Kiremitlik Tepe'deki rampalara yurt dışından adamlar gelmiş ilk zamanlarında. Ancak daha sonra da bu iş profesyonel olarak yapılmadığı için halk tarafından rampanın sökülmesi uygun görülmüş. Ve oradaki o rampa komple tahtadan yapılmış. O tahtaları da yakacak olarak kullanmışlar. Hala daha da şu anda o tahtaların kökleri bellidir orada.

-Peki hedefin ne? Bu sporu kaç yaşına kadar yapabiliyorsun?
-Bizim son olimpiyat madalyalı olimpiyat ikincimiz 43 yaşında. Yani bu işin yaşı yok. 40-50 yaşına kadar yapılabiliyor. Bu sizin mental ve fiziki kapasitenize bağlı. Ben ise bu olimpiyatlardan sonra bırakmayı düşünüyordum. Fakat Erzurum'daki rampaların tadilatı biterse ve antreman için yurt dışına gidip gelmemiz son bulursa biraz daha devam etmeyi düşünüyorum. Önümüzdeki yıl Erzurum'daki rampaların biteceği söyleniyor. Yani ihaleyi alan firma bitirmesi lazım. Ama bir olimpiyat daha daha doğrusu bir 4 yıl daha bekler miyim bilemiyorum. Ben zaten Gençlik Spor Müdürlüğü'nde aynı zamanda 3 yıldır memurum. Artık sporda biraz da yönetimsel anlamında ilerlemek istiyorum.
-Antrenörlük...
-Tabii ki yardımcı olurum ki var bizim eski bırakan sporcu arkadaşlarımız şu an antrenör. Ama ben biraz daha o tarafla ilgileniyorum.
-Evli misin?
-Bekarım
-Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde mi çalışıyorsun?
-Erzincan'dayım. Fakat şu anda hem milli sporcu olmam antrenmanlarım dolayısıyla mesai yapmıyorum. Sözleşmeliyim bu olimpiyattan sonra kadroya geçtikten sonra Erzurum'a geçebilme durumum var.
-Kayakla atlamada peki sizden sonra gelen bir nesil oluştu mu?
-Var fakat bizim rampa konusunda yaşadığımız problemler sporcu yetiştirmeyi de olumsuz etkileyebilir. Diyelim Ali Bedir ve ben yarın bıraktık. Bir sonraki olimpiyata yani yaklaşık 10 yıl sonra bir olimpiyata yetişecek yeni sporcular. O da doğru düzgün yetiştirebilirsek eğer. En az 10 yılı bulur bu sporcunun yetişmesi. Kısacası alt yapımız var ama bahsettiğimiz antreman problemleri de var.
-Kayakla atlama çok ilginç bir spor. Son derece de zor değil mi? En zor yanı nedir dersem ne dersin?
-Çok emek ve zaman isteyen bir spor. "Hadi deneyeyim" diyerek yapılacak bir şey değil. 6-7 yaşında başlamanız ve o şekilde bir hayat kurmanız gerekiyor. Tabii spora yatkınlık, yetenek ve ailenin önemsemesi de çok kritik. Profesyonel anlamda bu işi hayatınızın merkezine koymanız lazım. Biz şanslıydık.
-Neden?
-Çünkü sürekli yurt dışında eğitim gördük. 2011 Erzurum ÜNİVERSİAD bir vesile oldu. Ama biz 2009'da başladık bu spora..Ancak tesis konusu bizim için hayati önem arz ediyor. Tesisimiz son 4 yıldır yok. Kendi rampası olmadan bu sporu en üst seviyede yapan tek takımız kayakla atlamada. Düşünsenize savaşın olduğu Ukrayna'da bile kayakla atlama rampası var.
-Yetkililer konuyu biliyor sanırım
-Evet Bakan Bey ile beraberdik. Kendisi de durumun farkında. Biz de tabii ki madalya istiyoruz. Ama tesis eksikliğinin bir an önce giderilmesi gerekiyor. Bizim federasyonumuzun kuruluşu birçok ülkenin bağımsızlığından daha eski olmasına rağmen hala tesisimiz yok.
0 Yorum Yapılmış
Habere Yorum Yap
E-BÜLTEN KAYIT
Diş Sektöründeki gelişmelerden mail yoluyla haberdar olmak için e-Postanızı kaydedebilirsiniz..